Gafil

Ey be gafil ne yaptın 
İyice yoldan saptın
Şüphelerle uğraşıp
Tuzağa düştün battın

Seni sadık bilirdik
Her sözünü dinlerdik
Sadakatı hiç sayıp
Ahdı ucuza sattın

Demek iyi bilirsin
Emeklere hiç dersin
Cehalet kıyısından
Denize yan yan baktın

Aşk yolu tuzaklıdır
Günahları tatlıdır
Kibirliğe tırmanıp
kendini öyle yaktın

Nefs

Dön, aradığını geçtiğin yolda ara
İçindeki hazineyi, basiretle bul tara

Mutluluğa erişmek, ulvi amacın olsun
Mutluluk bedavadır, gerekmez nüfuz para

Dizginleri vurmazsan, nefsini hiç yenmezsin
Ölçülere inansan, hudutları geçmezsin

Başkasının nimetine gözün sakın kaymasın
Gözü nefse bırakma, sakın ona uymasın

Tevazu gösteren yer, ulu bir deniz olur
Su dağlardan tiksinir, alçak yere yölenir

Kullanılmaz marifet, keskin bir araç olur
Fıtratını yittirir, sevincini soldurur

Han Kapı

Aymazlıktan usandık 
Han Kapıya dayandık
Cehaletten uyandık
Rabbim nasip eylesin

Şer sohbetten arındık
Hak yolunda kutandık
Zorluklara katlandık
Rabbim nasip eylesin

Nefsimizi beğendik
Emmâre’de tıkandık
Ama yola inandık
Rabbim nasip eylesin

Doymazlıktan iğrendik
Levvame’de direndik
Zikir ile sevindik
Rabbim nasip eylesin

Tartıları kullandık
Mülhime’de sallandık
İyi sohbete bağlandık
Rabbim nasip eylesin

Sükûneti öğrendik
İtminana değindik
Ya Hay dedik yetindik
Rabbim nasip eylesin

Aşk yoluna adandık
Raziye’de barındık
Nimetini kazandık
Rabbim nasip eylesin

Hak imanla bağlandık
Marziye’ye tırmandık
Tecellisini ayındık
Rabbim nasip eyledi

Karasis

Bin yıl aymazlık yetmez mi 
Bu yelberlikten usanmadın mı
Yebrenin baştan ala,
gizemlerle doludur,
görmedin, ayırtmadın mı

Karasis’in taşları,
teneği toprakları,
kan kokan kıyıları,
söktüğün utkuları,
o gün bugün anıyor

İçindeki seçkinler,
güneş gibi görüyor
Gök Tanr’ının koludur,
şehitlerin kanıdır,
ana yurdu koruyor

Aymazlik = Gaflet
Yelberlik = Derbederlik
Usanmak = Bıkmak
Yebren = Tarih
Baştan ala = Tepeden tırnağa
Karasis = Çanakkale
Teneği = Havası
Utkular = Zaferler
Ana yurt = Anadolu

Aşık

Aşk huzurna yükselen, bir saz gibi çıldırsan 
Arık parmak ucunda , bir tel gibi titresen

Dikenleri gül sanıp, demet demet derlesen
Maşukunu yitirmiş mecnun gibi delirsen

Dağı taşı ağlatan, bir ney gibi inlesen
İki canı canlandıran bir aşk sana yakışır 


Arık = Zayf, cılız