Anlamak

Anla,
Sağduyunla
Anlarsan
Anlamak güçlenmektir
Edir’le birleşmektir
Anlamak,
özgüvenin başıdır,
dengenin yataş’ıdır
Anlarsan,
gök yolunu bulursun,
inağını korursun
Tengri seni kut kılar,
dört bir yanın aydınlar
Onun için bilge kişi anladığını uygular

Sağduyu = Aklıselim, hissiselim
Edir = Sıfır, (mecaz olarak) Mele-i âla
Özgüven = İnsanın kendine güvenme duygusu
Denge = Zihinsel ve duygusal uyum
Yataş = Yada taşı, Türklere mahsus, Yüce Tanrı tarafından, armağan edildiğine inanılan ve yağmur, kar yağdırma gücüne sahip olduğu olağan üstü bir taş
İnak = Dogma, akide
Kut = Yaşam gücü
Uygulamak = Tatbik etmek

İzlemek

İzle
Önsezinle
İzlersen
İzlemek etinmektir
Işıktan beslenmektir
İzlemek öğrenmenin tözüdür,
salt gerçeğin gözüdür
İzlersen
Düğümleri çözersin,
doğru yolu seçersin
Kut algını arttırır,
alp yollardan kurtarır
Onun için bilge kişi izlemeği öngörür

Önsezi = Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme.
Etinmek = Hazırlanmak
Töz = Cevher
Salt = Mutlak
Kut = Yaşam gücü
Algı = İdrak
Alp yol = Tehlikeli yol
Bilge kişi = Hakim insan
Öngörür = Göz önünde tutar

Dinlemek

Dinle 
Yüreğinle
Dinlersen
Dinlemek yetenektir
Tengri'ye benzemektir
Dinlemek,
olgunluğun imidir,
deneyimin izidir
Dinlersen,
yal gerçeği tadarsın,
gökten yere bakarsın
Tengri seni ağırlar,
ulu ayla bağışlar
Ounun için bilge kişi dinlemeyi yeğ tutar

Yetenek = Bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet
Olgunluk = Yetkinlik, kemal
Deneyim = Tecrübe
Yal gerçek = ak/ parlak gerçek
Ağırlar = Tevkir eder, ikram eder
Ulu ayla = büyük ay ağılı, hale
Bilge kişi = hakim insan
Yeğ tutar = tercih eder